Edebiyat Atölyesi editörden yazısı - Barış İnce

EDİTÖRDEN

Hepimiz şiirden geldik, şiire döneceğiz. Edebiyatın özündeki ince işçiliğin ihmal edildiği, sözcüklerdeki yoğunluğun yerini hezeyanın aldığı bu dönem de kapanacak. Her anlamda çürüyen bir dönemde edebiyatımızın da bu çürümeden payını alması zordu ancak bu kez karanlık uzun sürdü ve günün doğması yakın.

Bu arzu cümlesinin yazgıcı bir yaklaşım gibi algılanmasını istemem. Günü doğurmak için her alanda çabaya gereksinimimiz var. Edebiyat Atölyesi Dergisi de böyle bir çabanın ürünü olarak üç ay önce ilk sayısıyla sizlerle buluştu. Yazıyla çoğalmak isteyen herkes için sade, anlaşılır bir kılavuz olmak, bu zorlu serüvende yazar adaylarıyla yol arkadaşlığı yapmak en önemli hedefimizdi. İlk sayımıza gösterdiğiniz büyük ilgi için teşekkür ederiz. Dergimiz çıkar çıkmaz 300 abonemiz oldu, dergilerimiz ikinci ayda bayilerde tükendi.  Merhaba yazımızda da belirttiğimiz gibi edebiyat dünyasında taş üstüne taş koyan kimseyle rakip olmayı düşünmedik. Böyle bir iddiamız olsa dergimizi üç aylık yapmazdık. Yazılarını okutacak, yorumlatacak kimseyi bulamayan; bir yol göstericisi olmayan nice yazar adayına yoldaş olmak dışında bir amaç gütmedik. Gelecekte “yazma serüvenimde hayatıma değen bir dergi vardı” diyecek binlerin olmasını istedik. Bu karanlık 2020 yılında küçük bir umut ışığı olmak istedik. Böyle hatırlanmak istedik.

Bu sayımızda kapak konumuz şiir. Edebiyatın özü olan, Aristoteles’in de belirttiği gibi her şeyin başlangıcı olan şiir, kendi varlığının dışında nice türü etkisi altına almıştır. Öyküye, masala, deyişlere özünden bir parça veren şiir, günümüzde sanıldığı gibi hafife alınacak bir tür değil. Nitekim Poe, öykü yazarının şiirsel ve yoğun bir dil kullanmasını, gereksiz cümle veya sözcük kullanmamasını öğütlerken, Cortazar da öykü ile şiirin yaradılışının aynı olduğunu iddia eder. Böylece şiirin yoğunluğu öyküyü de biçimlendirmiştir. O yüzden ustaların şiir yazma serüvenleri, şiire bakışları hem şiir sevenler için hem de yazıya gönül veren herkes için ufuk açıcı olacaktır. Bu dosyayı böyle bir titizlikle hazırladık. 

Dergimize yüzlerce şiir, öykü ve deneme geliyor. Bunların seçiminde Altay Öktem ve Fadime Uslu başta olmak üzere yayın kurulu üyelerimizin değerli çabalarından yararlanıyoruz. Bu çaba içerisinde, gelen yazılarda fark edilen temel hatalar var. Bu hataların ne olduğunu hem öykülerin altındaki yorumlara hem de şiir bölümünün başındaki Altay Öktem’in yazısına bakarak görebilirsiniz.

Dergimiz yazma çabasının bir dergisi olduğu için kapaklarımızı eskizi andıran kara kalem çizimlerle hazırlıyoruz. Tamamlanma değil, karalama bizim için daha değerli. Bu özü kavrayıp desene döken Ekin Başak Akgül dostumuza da teşekkür ederiz.

Şiirden gelip, şiire giderken bir kış durağındayız şimdi. Baharın dizelerinde görüşmek üzere.

BARIŞ İNCE 

 

 

 



Kapat